Üst Araması Nedir?

Halk arasında polisin üst araması yapmaya yetkili olduğu düşünülmektedir. Polisin, üst araması yapma yetkisi vardır. Ancak bu yetki kanunlarla sınırlandırılmış ve belirli koşullara bağlanmıştır. Dolayısıyla polis, keyfi olarak üst araması yapamaz. Üst araması ile ilgili haklarınızı bilmeniz, hukuka aykırı bir arama ile karşılaştığınızda alacağınız aksiyon açısından önem teşkil etmektedir. Özellikle polisin durdurma (kişileri ve araçları) ve kimlik sorma yetkisi ile durduğu kişiler üzerinde yaptığı üst araması bu yazımızın başlıca konusudur.

Adli Arama ve Önleme Araması Arasındaki Fark

Arama, bir koruma tedbiridir. Bu konu ilgili hükümler başlıca, Ceza Muhakemesi Kanunu, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK), Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.

Arama, adli arama ve önleme araması olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ayrıma dikkat edilmesi ve kişilere uygulanan aramanın türü önemlidir. Zira aramanın türüne göre, aramanın hukuka aykırı olup olmadığının tespiti de değişecektir.

Şüpheli veya sanığı ya da bir delili elde etme amacıyla yapılan arama, adli aramadır. Bir suçun işlenmesini veya bir tehlikeyi önlemek amacıyla yapılan arama ise önleme aramasıdır. Polisin durdurma ve kontrol yetkisini aşacak şekilde yapılmak istenen aramalar için usulüne uygun olarak verilmiş bir arama kararı (adli veya önleme araması) bulunmalıdır. Arama kararı olmadan yapılan aramalar hukuka aykırıdır.

Polisin Durdurma Yetkisi ve Kaba Üst Araması

Polisin durdurma yetkisi PVSK’nda düzenlenmiştir. Buna göre polis, kişileri aşağıdaki amaçlarla durdurabilir:

  • Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,
  • Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek,
  • Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek,
  • Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek,

Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Polis süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapamaz.

Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirmelidir. Dolayısıyla polis tarafından durdurulan kişiye durdurma sebebi bildirilmemişse; kişi durdurma sebebini sorabilir. Ayrıca polis durdurduğu kişiye durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir.

Polisin durduğu kişinin üzerinde veya aracında suça konu bir eşya veya tehlike oluşturan bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli bir şüphenin oluşması halinde, kişiye kaba üst araması yapabilir. Yine bu kapsamda kişinin aracının gözle görülen yerlerine bakabilir. Ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez.

Kişinin üstü (kaba üst araması yani el ile dıştan kontrol hariç) ve eşyası ile aracının dıştan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması, mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hallerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilir. Kolluk amirinin kararı yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur.

Burada dikkat edilmesi gereken husus yeterli şüphedir. Bu yeterli şüphe polisin mesleki tecrübesine göre kişinin üstünde veya arabasında suça konu veya tehlikeli bir eşya bulunduğu izlenimi edinmesidir. Yeterli şüphe olmaksızın polisin keyfi olarak yaptığı aramalar hukuka aykırıdır.

Polisin Kimlik Sorma Yetkisi

Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir. Polis, kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık göstermelidir.

Kişinin belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltı ve tutuklamaya ilişkin olarak Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleri uygulanır. Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir.

Üst Araması İle İlgili Yargıtay Kararları

Sanığın Karakola Götürülerek Üst Aramasının Yapılması

“… Görevlilerce yakalanması sonrasında karakola getirilen sanığın iç çamaşırı içerisinde yapılan arama işleminin, PVSK’nın 4/A maddesi kapsamında yoklama ve kontrol olarak değerlendirilemeyeceği, derhal işlem yapılmadığı takdirde işlendiği iddia edilen suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolacağına diğer bir anlatımla gecikmesinde sakınca bulunduğuna ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığı, dolayısıyla suçüstü hâlinin de söz konusu olmadığı, sanığın yakalandığı yeri ve tarihini kapsayan önleme araması kararına istinaden bu yerde veya gerekli olması hâlinde kolluk aracından veya yakındaki kapalı bir yerden yararlanılarak arama işleminin gerçekleştirilmesi gerekirken, PVSK’nın 9 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 28. maddesinin 7. fıkrasına aykırı olacak şekilde, sanığın karakola götürülerek üst aramasının yapıldığı, suç konusu uyuşturucu maddenin hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması durumunda Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı dikkate alındığında; karakola getirilen sanığın iç çamaşırında arama yapılmasına olanak sağlayan bir adli arama kararı veya yazılı arama emri bulunup bulunmadığının araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu kabul edilmelidir.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1189 E. 2019/534 K.

İç Çamaşırı İçinde Yapılan Arama – Üst Araması

“Sanık …’nın üzerinde yapılan arama işleminin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesine gelince; hukuka uygun olarak yapılan yoklama sonucunda tanık ….’ın eşofmanının arka cebinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi, sanık … ve tanık …. ile birlikte yakalanan tanık …..’in de uyuşturucu madde almak için sanık …’ya 50 TL verdiğini ancak alamadan yakalandığını beyan etmesi ve sanık …’nın iç çamaşırının içinde yapılan aramanın, kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek ve silah ya da tehlike oluşturan diğer bir eşyadan arındırmak amacıyla kişiler üzerinde yapılabilecek yoklama düzeyini aşan nitelikte ve orantısız olduğunun anlaşılması karşısında; usulüne uygun olarak verilmiş arama kararı veya yazılı arama emri olmaksızın sanık …’nın iç çamaşırı içinde yaptıkları arama sonucu elde ettikleri (44) fişek hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil niteliğinde olduğu ve bu delilin hükme esas alınamayacağı, dolayısıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sanık … ile ilgili yapılan arama işleminin hukuka uygun olduğuna ilişkin itirazının yerinde olmadığı, kabul edilmelidir.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/390 E. 2019/53 K.

Valiz veya Çantalarda Yapılan Arama

“Asayiş Büro Amirliği görevlilerinin gerçekleştirdikleri devriye görevi esnasında, Altıparmak Caddesi üzerinde bulunan Ziraat Bankası Şubesi önünde beklemekte olan ve alkollü olduğunu değerlendirdikleri sanığı görüp durumundan şüphelenmeleri üzerine yanına gittikleri, sanığın elinde bulunan siyah renkli el çantasında görevlilerce yapılan aramada suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda;
Sanığın elinde bulunan ve uyuşturucu maddelerin içerisinde ele geçirildiği el çantasında yapılan arama işleminin, PVSK’nın 4/A maddesi kapsamında yoklama ve kontrol olarak değerlendirilemeyeceği, suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirilme anına kadar suçüstü hâlinin de söz konusu olmadığı, üzerlerinde yoklama veya araçlarında kontrol yapılan kişilerin yanlarında bulunan valiz veya çantalarında gerçekleştirilecek arama işlemi için, CMK’nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca hâkimden karar veya Cumhuriyet savcısından yazılı emir alınması ya da PVSK’nın 9. maddesi gereğince usulüne uygun olarak alınmış bir önleme araması kararının gerekli olduğu, ancak dosya kapsamında bu tür bir arama kararı ya da yazılı arama emrinin bulunmadığı, suç konusu uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması durumunda Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı da dikkate alındığında; sanığın el çantasında arama yapılmasına olanak sağlayan bir adli arama kararı veya yazılı arama emri ya da önleme araması kararı bulunup bulunmadığının araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu kabul edilmelidir.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1091 E. 2019/485 K.

Cüzdanda Yapılan Arama Kaba Üst Araması Olarak Kabul Edilemez

Sanığın pantolonunun arka cebinde bulunan ve suç konusu uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ele geçirildiği cüzdan içerisinde yapılan arama işleminin, kaba üst yoklamasını aşması nedeniyle PVSK’nın 4/A maddesi kapsamında yoklama ve kontrol olarak değerlendirilemeyeceği, üzerlerinde yoklama yapılan kişilerin yanlarında bulunan eşyasında gerçekleştirilecek arama işlemi için, CMK’nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca hâkimden karar veya Cumhuriyet savcısından yazılı emir alınması ya da PVSK’nın 9. maddesi gereğince usulüne uygun olarak alınmış bir önleme araması kararının gerekli olduğu, ancak dosya kapsamında bu tür bir arama kararı ya da yazılı arama emrinin bulunmadığı, suç konusu uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması durumunda Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı da dikkate alındığında, sanığın cüzdanında arama yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve hukuka uygun bir delilden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1045 E. 2019/609 K.